1 Mayıs 2008 Perşembe

Allah’ın var ve bir olduğunun ispatları

2 )
İslam’ın iman anlayışına hak vermemek mümkün değildir. O reddi mantık tarafından imkansız bir Allah ve yaratıcı anlayışı sunar. Nasıl mı?


BAKARA (115)
Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah’ındır. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

İslam yüzünüzü göremediğiniz Allah’a değil tam tersine her yerde görebileceğiniz Allah’a inanmanızı ister. Pek çok dinde Allah’ın görülemeyeceğine dair koyu bir inanç vardır pek çok İslam alimi de böyle düşünür. Fakat onların görülemez olarak niteledikleri şey Allah’ın benzersiz zatıdır. Yani bir insanın ruhunu, özünü göremezsiniz ama bedeni, hareketleri ve sözleri sayesinde onun ruhunu anlayabilir hatta kalbinizle görür hale gelebilirsiniz. Gözlerde ruhu görünür kılan aynalar vardır.

Peki neden tüm yönler Allah’ın yüzünü gösterir? Allah’ın kudret ( enerji ) ve ilim yansıması olarak dini literatürde tarif edilen evren, günümüz araştırmacıları tarafından da tespit edilmiştir ki yalnızca enerjiden ibarettir. Yani biz kainata baktığımız da dev bir enerji denizinin titreşiminden başka bir şey görmeyiz. Onu gerçek hali yerine renkler ve şekiller olarak algılamamızın nedeni sadece beynimizin ve gözlerimizin böyle bir algılama sistemi ile dizayn edilmiş olmasıdır.

Kur’an Allah’ın zatı ile ilgili olarak İhlas suresinde şöyle der; “Onun eşi ve benzeri yoktur”. Allah’ın zatı bu dine göre kesinlikle yaratılmışların algı düzeyinin yetmeyeceği kadar karmaşık ve üstün bir güçtür. Onu ancak bize gösterdiği yüzü olan kainat vasıtasıyla görebilir ve bildirdiği kadar bilebiliriz. Böylece İslam dini Allah’ın zatı ile ilgili olarak insanoğlunun anlayış yetersizliğini kabul eder. Kendini büyüklemeden sınırlarını çizer. Kainatı inceleyerek bilgilenip ibret almamızı ister.

Nasıl bir bilgisayar kendini meydana getiren ve programlayan mühendisin duygusal teknolojisini, kendi kendine öğrenip icat yapabilme yetisinin büyülü yanını çözümleyemiyor ancak kendine bildirilen kadar bilebiliyorsa, insan da kendini meydana getiren olağanüstü sistem ve gücün teknolojisini anlayamaz. Hatta mühendisin sanal dünyası içinde nefes alıp vererek onun doğru olarak bildirdiklerini doğru algılamaya başlar. Gerçek bir iradesi yoktur, seçeneklerden seçimleri vardır.

Belki de kendinden üst düzey varlıklar, boyutlar ve hepsini meydana getiren gizli güç hakkında ayrıntılı ve iddialı yorumlar yapmayarak teslimiyet adını verdiği böylelikle yanlış olması mümkün olmayan bir çizgi çizmiştir İslam.

Ayrıca bir Ateistin kesin olarak Allah yoktur demesine imkan yoktur. İslam dinine göre Müslüman der ki; “beni ve kainatı, kalbimi aklımı ve gözlerimi meydana getiren güç benim İlahımdır”. İsmi ne olursa olsun, zatı ve özellikleri nasıl olursa olsun, anlayabileyim yada anlayamayım. İşte ben o meydana getiriciye teslim oldum” der. Müslümanların kasdettiği Allah kendinin ve kainatın meydana gelmesine neden olan bunu sağlayan büyük güçtür. Gözler yarattığı için görme teknolojisini en iyi şekilde bilip mutlak manada gördüğünü, kulaklar yarattığı için duyma teknolojisini ve kalpler yarattığı içinde hissellik teknolojisini mükemmel şekilde icat edip kullandığını düşünerek onunla her an görüyormuş ve onun tarafından her an izleniyormuşçasına ilahıyla yakın bir ilişki içinde yaşamaktan tereddüt etmez.

Hiç yorum yok: