Kainat görmek ve duymak isteyenler için konuşmaktadır. Herşey bir sebeple ve ince bir hesaba binaen meydana gelmiştir. Hiçbir varlığın kendisine evvelden takdir edilmiş olan ihtiyaçlarından asla kurtulamamasından ve hiçbir şeyin kendi yoktan yaratamamasından anlıyoruz ki yaşadığımız bu kainatın ve boyutların çok üstünde, bildiklerimizin tamamen ötesinde tarifsiz muhteşem bir güç var.
Onun en güzel sanat ve biyo teknoloji eserlerinden olan insan Tanrı hakkında en çok bilgi veren varlıktır. Çünkü bilinen varlıklar içinde yapımında en kompleks ve üstün teknolojiler kullanılan varlık insandır. Hiçbir bilgi sahibi kendinde olmayan bir bilgi birikimini başkasına aktaramaz. Bu nedenle insan içine yerleştirilmiş Tanrı olma isteği, sonsuzluk ve mutlak hakiyimet, kusursuzluk arzusu gibi duygu programlarıyla donatılmış, böylece kendini oluşturan sistemi hızlıca hissedebilmekte ve sistemin sahibi olan yüksek güçle iletişim kurarak yaklaşmaya çalışmaktadır. Halbuki bu kavramların hiçbiri doğadan öğrenilemez çünkü sonsuzluk, uluhiyet ve kusursuzluk gibi kavramların bir benzeri, öğreticisi doğamız içinde mevcut değildir. Bunlar başka boyutlara ait üstün güçlerin bir hesap sonucu insana yerleştirdiği ve onu bulunduğu gezegenin efendisi haline getiren programlar bütünüdür. Eğer çalışmakla bu programlar kazanılabilseydi, arılar, karıncalar ve böcekler şu anda Mars’ta insanları maden ocaklarında çalıştırıyor olurlardı. Bu durum ancak insanoğlundan çok daha üstün bir tekniğe sahip varlığın hayvanların beyinlerine yeni biyo yazılımlar yüklemesi ile gerçekleşebilir. Açıktır ki ne onların, ne de doğa ismini verdiğimiz kum deniz ve bulutların ne yazık ki biyo programlar yazma kabiliyetleri yoktur. Hiçbir sistem kendinden daha sofistike ve üstün bir sistemi üretemez.
İnsan kalbine işlenmiş her duygu kendisini meydana getiren bilgi ve enerji bütününden bir iz taşır. İnsan diyebilir ki; bu duygular ve daha fazlası da onun haznesinde olmalı ki bana bunları verebilsin. Anlaşılmak ve bilinmek isteyen her bilinç; kendini talip olduğu varlık üzerinde arzu ve merak hali ile hissettirir. Ağaç mühendis tarafından meyve verilmek için yaratılmışsa meyve verir, mühendis dilemedikçe başka bir iş yapamaz ve ancak görevini irad eder. İnsan da sürekli sonsuz gücü ve ilahlık kavramının sırrını arıyor, cennet hayali kuruyorsa, bu işi için yaratılmış demektir. At koşu için dizayn edilmiştir. İnsan ise Allah’ı bulmak ve sonsuz ihtiras dolu bir aşk için. Nasıl bir mühendis inşaat makinesinin parçalarını ve işlevlerini inceleyerek hangi sebeple dizayn edildiğini kavrayabilir. Mühendis ve bilgisayar programcısı gözüyle insanı inceleyen bir akıl da insanın hangi amaç doğrultusunda geliştirildiğini çözebilir.
İnsanoğlunun en büyük derdi var oluşundan bu yana aşk, kudret ve tapınma ( ibadet ve din ) olmuştur. İnsan ulvi bir inanaca adanma ve uğruna gerekirse dağları parçalayarak ulaşmaya programlanmıştır. Bu yönüyle sınırsız karşılık bekleyen kusursuz bir asker ve köle ( ilerisi kul ) gibidir. Amacına tapar. Kısmi seçim yapabilen bir varlıktır. Seçimin kıymetli olması için sistemin sofistike yapısı geliştirilmiş ve bu canlıya geçici ve sınırlı bir irade armağan edilmiştir. Bu haliyle aşık olup, adanmak için kurulmuş bir saat gibidir. Elbet iradesini yönlendirmesi hatalı olduğu için işlevini yitirmiş yanlış çalışan robotlarda vardır. Önemli olan ilk yüklene ve genel geçer beyin programdır. Aşık olmak için seçeneklerin çokluğu ve insanın mecburi seçim yapmak zorunda bırakılması, seçime bağlı son elde etme sistemini yansıtmaktadır.
Ölümün gerçek bir son olduğu iddiası temelsizdir. Çünkü insan cansızken düştüğü bir çok yerden diğer canlılar gibi yeniden canlanarak çıkar. Toprakta bir mineralken hal değiştirip portakala girer. Ordan daha üstün bir yaratma ile insan hücresine dönüşür. Ordan yeni bir mezara girer ve sperme dönüşür. Ordan aNne karnında bir et parçasına. İnsan adeta mezardan mezara düşmekte basitten üstün ve muhteşem olan bir yaratışa doğru akıp gitmektedir.
İslam dinine göre boyut değiştirme ve yaratılışın yenilenmesi cennette ve cehenemdede devam edecektir. Çünkü Allah’ın yaratışı asla son bulmaz. O her an yeni bir yaratmadadır. İnsan bedeni dahi ömrü boyunca yüzlerce kez değişir tabiri yerinde ise yeniden yaratılır. Yeniden yaratılış ve dirilme kainatta bir örf ve adet gibidir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder